güldemir

Prof. Dr. Sabahattin Destek Uyarıyor: “Belirti Vermese Bile Risk Taşıyabilir”

Sağlık 02.03.2026 - 12:48, Güncelleme: 02.03.2026 - 12:48
 

Prof. Dr. Sabahattin Destek Uyarıyor: “Belirti Vermese Bile Risk Taşıyabilir”

.

Sabahattin Destek, safra kesesi taşlarının toplumda sanılandan daha yaygın görüldüğünü belirterek erken tanı ve doğru tedavinin önemine dikkat çekti. Safra kesesinin, karaciğerin altında yer alan ve safrayı depolayarak özellikle yağlı yiyecekler sonrası sindirime yardımcı olan bir organ olduğunu hatırlatan Destek, bu organda oluşan taşların çoğu zaman sessiz ilerlediğini vurguladı. Türkiye’de görülme sıklığı %7 Verilere göre ABD’de erkeklerin yüzde 6’sında, kadınların ise yüzde 9’unda safra taşı bulunurken; Türkiye’de bu oran ortalama yüzde 7 civarında. Safra taşı olan hastaların yaklaşık yüzde 80’inde herhangi bir belirti görülmezken, her yıl hastaların yaklaşık yüzde 2’sinde komplikasyon gelişme riski bulunuyor. Prof. Dr. Destek, “Belirti vermeyen safra taşları genellikle takip edilir. Ancak zaman içinde safra kesesi iltihabı (kolesistit), safra yolu tıkanıklığı, safra taşı pankreatiti ve nadiren safra kesesi kanseri gibi ciddi tablolar ortaya çıkabilir” dedi. Safra Taşları Neden Oluşur? Safra taşı oluşumunun üç temel mekanizması bulunuyor: Safrada kolesterol fazlalığı Bilirubin artışı Safra kesesinin yeterince boşalmaması Safra taşlarının yaklaşık yüzde 90’ını kolesterol taşları oluşturuyor. Kadın cinsiyet, ileri yaş, obezite, gebelik, hızlı kilo kaybı ve genetik yatkınlık önemli risk faktörleri arasında yer alıyor. Ayrıca siroz, orak hücreli anemi, Crohn hastalığı ve bazı bağırsak hastalıkları da taş oluşum riskini artırabiliyor. En Sık Belirti: Yağlı Yemek Sonrası Şiddetli Ağrı Safra taşları çoğunlukla sessiz seyretse de, belirti verdiğinde genellikle sağ üst karın bölgesinde şiddetli ağrı ile ortaya çıkıyor. “Biliyer kolik” olarak adlandırılan bu ağrı, çoğu zaman yağlı yemeklerden yaklaşık bir saat sonra başlıyor ve 1 ila 5 saat sürebiliyor. Bulantı, kusma ve terleme de tabloya eşlik edebiliyor. Bazı hastalarda ağrının gece saatlerinde ortaya çıkabildiği belirtiliyor. Tanıda İlk Tercih: Ultrason Safra taşı şüphesinde ilk adım kan ve idrar testleri olurken, en etkili görüntüleme yöntemi karın ultrasonu olarak öne çıkıyor. Ultrason ile safra kesesi içindeki taşlar, çamur görünümü ve duvar kalınlaşması tespit edilebiliyor. Gerektiğinde MR Kolanjiografi (MRCP) ve Endoskopik Retrograd Kolanjiyopankreatografi (ERCP) gibi ileri tetkiklerle safra yolları da değerlendirilebiliyor. Standart Tedavi: Kapalı Ameliyat Belirti veren safra taşı hastalarında günümüzde standart tedavi yöntemi laparoskopik kolesistektomi, yani kapalı safra kesesi ameliyatı. Bu yöntemle safra kesesi taşlarla birlikte tamamen çıkarılıyor. Akut kolesistit, safra yolu taşı ya da safra taşı pankreatiti gelişen hastaların ise hastaneye yatırılarak antibiyotik tedavisi ve cerrahi takip altında olması gerekiyor. İlaçla taş eritme yöntemi ise yalnızca 1 santimetreden küçük, kolesterol içeriği yüksek taşlarda ve sınırlı hasta grubunda uygulanabiliyor. Ancak tedavi süresi 9–12 ayı bulabiliyor ve ilacın bırakılması sonrası taşların yeniden oluşma riski bulunuyor. “Şikâyetiniz Varsa Gecikmeyin” Türkiye Hastanesi ve Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sabahattin Destek, özellikle tekrarlayan sağ üst karın ağrısı yaşayan kişilerin gecikmeden bir genel cerrahi uzmanına başvurması gerektiğini belirterek, “Erken tanı hem komplikasyonları önler hem de tedavi sürecini daha konforlu hale getirir” ifadelerini kullandı.  
.

Sabahattin Destek, safra kesesi taşlarının toplumda sanılandan daha yaygın görüldüğünü belirterek erken tanı ve doğru tedavinin önemine dikkat çekti. Safra kesesinin, karaciğerin altında yer alan ve safrayı depolayarak özellikle yağlı yiyecekler sonrası sindirime yardımcı olan bir organ olduğunu hatırlatan Destek, bu organda oluşan taşların çoğu zaman sessiz ilerlediğini vurguladı.

Türkiye’de görülme sıklığı %7

Verilere göre ABD’de erkeklerin yüzde 6’sında, kadınların ise yüzde 9’unda safra taşı bulunurken; Türkiye’de bu oran ortalama yüzde 7 civarında. Safra taşı olan hastaların yaklaşık yüzde 80’inde herhangi bir belirti görülmezken, her yıl hastaların yaklaşık yüzde 2’sinde komplikasyon gelişme riski bulunuyor.

Prof. Dr. Destek, “Belirti vermeyen safra taşları genellikle takip edilir. Ancak zaman içinde safra kesesi iltihabı (kolesistit), safra yolu tıkanıklığı, safra taşı pankreatiti ve nadiren safra kesesi kanseri gibi ciddi tablolar ortaya çıkabilir” dedi.

Safra Taşları Neden Oluşur?

Safra taşı oluşumunun üç temel mekanizması bulunuyor:

  • Safrada kolesterol fazlalığı
  • Bilirubin artışı
  • Safra kesesinin yeterince boşalmaması

Safra taşlarının yaklaşık yüzde 90’ını kolesterol taşları oluşturuyor. Kadın cinsiyet, ileri yaş, obezite, gebelik, hızlı kilo kaybı ve genetik yatkınlık önemli risk faktörleri arasında yer alıyor. Ayrıca siroz, orak hücreli anemi, Crohn hastalığı ve bazı bağırsak hastalıkları da taş oluşum riskini artırabiliyor.

En Sık Belirti: Yağlı Yemek Sonrası Şiddetli Ağrı

Safra taşları çoğunlukla sessiz seyretse de, belirti verdiğinde genellikle sağ üst karın bölgesinde şiddetli ağrı ile ortaya çıkıyor. “Biliyer kolik” olarak adlandırılan bu ağrı, çoğu zaman yağlı yemeklerden yaklaşık bir saat sonra başlıyor ve 1 ila 5 saat sürebiliyor. Bulantı, kusma ve terleme de tabloya eşlik edebiliyor.

Bazı hastalarda ağrının gece saatlerinde ortaya çıkabildiği belirtiliyor.

Tanıda İlk Tercih: Ultrason

Safra taşı şüphesinde ilk adım kan ve idrar testleri olurken, en etkili görüntüleme yöntemi karın ultrasonu olarak öne çıkıyor. Ultrason ile safra kesesi içindeki taşlar, çamur görünümü ve duvar kalınlaşması tespit edilebiliyor.

Gerektiğinde MR Kolanjiografi (MRCP) ve Endoskopik Retrograd Kolanjiyopankreatografi (ERCP) gibi ileri tetkiklerle safra yolları da değerlendirilebiliyor.

Standart Tedavi: Kapalı Ameliyat

Belirti veren safra taşı hastalarında günümüzde standart tedavi yöntemi laparoskopik kolesistektomi, yani kapalı safra kesesi ameliyatı. Bu yöntemle safra kesesi taşlarla birlikte tamamen çıkarılıyor.

Akut kolesistit, safra yolu taşı ya da safra taşı pankreatiti gelişen hastaların ise hastaneye yatırılarak antibiyotik tedavisi ve cerrahi takip altında olması gerekiyor.

İlaçla taş eritme yöntemi ise yalnızca 1 santimetreden küçük, kolesterol içeriği yüksek taşlarda ve sınırlı hasta grubunda uygulanabiliyor. Ancak tedavi süresi 9–12 ayı bulabiliyor ve ilacın bırakılması sonrası taşların yeniden oluşma riski bulunuyor.

“Şikâyetiniz Varsa Gecikmeyin”

Türkiye Hastanesi ve Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sabahattin Destek, özellikle tekrarlayan sağ üst karın ağrısı yaşayan kişilerin gecikmeden bir genel cerrahi uzmanına başvurması gerektiğini belirterek, “Erken tanı hem komplikasyonları önler hem de tedavi sürecini daha konforlu hale getirir” ifadelerini kullandı.

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yenigolcuk.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.