Neşet Ertaş’ın türküleri geleneksel halk şiiri yapısındadır.
Neşet Ertaş’ın türküleri geleneksel halk şiiri yapısındadır.
.
.
Şiirlerini hece ölçüsü ile çoğunlukla dörtlük/kıta biçiminde yazmış olup aruz vezni ve beyit kullanımına hiç rastlanmaz. Müzik ile birleşerek her biri birer sanat eserine dönüşen ve kimi zaman bilinen genel kalıpların dışında görünen Ertaş’ın şiirleri; çeşitli yönleriyle edebiyatçıların ilgisini çekebilecek nitelikte birbirinden ilginç özellikleri ve çok az rastlanabilecek yönler içermektedir. Halk şiirinin yapısal ve anlatım özellikleriyle ilgili zengin bir çeşitlilik sunan bu şiirlerin kaynağını da, Abdallar tarihinin derinliklerinden akıp gelen Türk dili ve edebiyatı içerisindeki şiir söyleme geleneğini korumacı bir tutum ve bağlılıkla sürdürüyor olmasında aramak gerekir.
Anonim Halk Şiiri ve Âşık Edebiyatı genelinde olduğu gibi, Neşet Ertaş’ın şiirleri de çoğunlukla 7’li, 8’li ve 11’li hece ölçüsüyle yazılmış koşma biçimindedir. Ertaş için, şiirlerinde belli bir duyguyu ya da düşünceyi bütünlük içerisinde, söylemek istediği her şeyi tamam ederek söylemek önemlidir. Bu nedenle şiirlerindeki kıtaların sayısı değişkenlik gösterir. Bu bağlamda eserlerinin büyük kısmının 3 ya da 4 kıta olduğu, 4 kıta olanların da çoğunluğu teşkil ettiği görülür. Ancak, şiirleri arasında 2 dörtlükten oluşan az sayıda örnek de bulunmaktadır. Anam ağlar başucumda oturur; Aradım derdime çare mi buldum; Baharı görmedim yazımdan oldum; Başım alıp çıksam bir yüce dağa; Bıraktın yalınız gurbet ellerde; Dağlar başı karl’olur; Gine boranlı dağlar; Gitme Leylâ’m gitme yolumuz uzak; Karlı dağlar geçit vermez olunca; Yanarım senin aşkına vb. eserler bunlardandır.
Bu eserlerin birçoğunun Neşet Ertaş’ın ilk dönem türküleri olduğu ve bu nedenle o dönemde henüz şiir tekniğini ve tarzını bütünlüğüyle oturtmamış olmasından kaynaklı olarak 2 kıta biçiminde yazıldığı söylenebilir. Ancak, bir diğer neden; bu türdeki türkülerin bir kısmının daha ilk aşamada, direkt olarak süre sınırlaması bulunan plâk kaydına göre tasarlanmış olmasındandır.
Genel karakteri çoğunlukla 4 ya da 3 kıta olan Neşet Ertaş’ın türküleri arasında, 5 dörtlük olan türküler de görülür. Fazlaca bir sayıya ulaşmayan bu tip türkülere örnek olarak; O şirin sözlerine; Bu dünyada yok değilsin (varsın ana); Bülbül benim güller benim adlı türküler verilebilir.
Neşet Ertaş türkülerinde 6 kıtadan oluşanlar, 5 kıtadan oluşanlara oranla çoğunlukta olup belli sayıdadırlar. Hürmet edek analara (anaları Hak bilelim) türküsü ve Doktor Memmet Ali Altın adlı türkü 8 dörtlük; İsterim ki bu dünyada türküsü 9 dörtlük, hayatını anlattığı ve Bin dokuz yüz otuz sekiz cihana dizeleriyle başlayan türküsü ise 15 kıtadan oluşmaktadır.
Neşet Ertaş’ın türkülerinin bütününde göze çarpan, genellikle deyişlerinin diğer türkülere göre çok daha uzun olduğudur. Bu durumun nedeni ise, özgün fikirlerini aktardığı bu türden türkülerinde konu bütünlüğünü yansıtılabilmek ve var olan birçok düşüncesini aktarabilmek adına, dörtlük sayısı ile kendisini sınırlandırmamış olmasındandır.
Türküleri dörtlük biçiminde olan Ertaş’ın, her bir kıtası 5 satırdan oluşan türküleri de bulunmaktadır. Bu tip türkülerdeki beşinci satırlar bir bağlantı ya da redif olmayıp her bir kıtada değişen, kafiye uyumu bulunan satırlardır. Terk edeli ceylân şu bizim dağı; Zaman sana uymaz boşa çalışma ve Bunca yıldır daldan dala konarsın dizeleri ile başlayan eserlerinde bu olgunun örnekleri görülebilir.
Neşet Ertaş türkülerinin büyük çoğunluğu; genellikle hece ölçüsünün (6+5) ya da (4+4+3) duraklı kalıbıyla söylenmiş 11’li koşmalar ile (4+4) kalıbıyla söylenmiş 8’li koşmalar ve (3+4) kalıbıyla söylenmiş 7’li koşma-mani ve manilerden oluşur. Ancak, türkülerin ezgiyle örüşerek birer müzik eserine dönüşmeleri aşamasında ortaya çıkan anlatım özellikleri nedeniyle, genel yapıların dışına çıkıldığı, hece sayılarında azalma ya da artmalar olduğu, kimi zaman tek, kimi zaman 2, kimi zaman ise daha fazla sayıdan oluşan ve kendi içerisinde farklı hece sayılarına ulaşan dizelerin ve kafiye (uyak) düzeninin bulunduğu çok çeşitli görünüm sergileyen yapılar ortaya çıkar. Neşet Ertaş’ın eserlerinde sıkça rastlanılan bu olgunun anlaşılması, onun söyleyişinin ve anlatım özelliklerinin kavranabilmesi bakımından önemlidir.
Neşet Ertaş’ın bazı türkülerinde, ölçü uyumunu sağlamak ve anlamı oturtmak için, hece uzatmaları ya da hece düşmelerinden yararlandığı görülür. Çoğunlukla söyleyişinin ya da sözcüklerin daha iyi anlaşılabilmesi bakımından sergilediği bu tutum, türkülerin yapısını bozmakla birlikte, müzik ustalığından kaynaklı olarak uygun tonlamalar ve vurgulamalarla tolere edilmiş (görülebilecek) bir biçimde kulağa yansıtır.
Neşet Ertaş’ın türkülerinde uyumlu bir ses örgüsü vardır. Bu uyumda, ustaca kullandığı sözcüklerin yanında kafiyelerin (uyakların) payı büyüktür. Ertaş, dile egemen olması ve sözcük dağarcığının genişliği yanında olağanüstü duyuşu nedeniyle yarattığı uyumlu ses örgüsü içerisinde kafiye kullanımı yönünden de güçlü bir söyleyiş geliştirmiştir.
Halk şiirinin, geleneksel zengin (tunç), tam ve yarım uyak düzenini kullanmış, ses örgüsündeki uyumu sağlamak ve anlatımı pekiştirmek için zaman zaman rediflerden yararlanmıştır. Ertaş’ın bu kullanım içerisinde, ek durumda ve sözcük durumda olan rediflerden yararlandığı da görülür. Benzer bir biçim ve amaçla şiirlerinin birçok yerinde dolgu sözcükleri ve ekleri de kullanır.
Anonim halk türkü ve âşık edebiyatı genelinde olduğu gibi, Neşet Ertaş’ın türkülerininde de çoğunlukla yedili, sekizli ve on birli hece kalıplarıyla yazılmış olup kendi içerisinde genellikle iki bölümden oluşur. Bunlar; asıl sözlerin bulunduğu ve adına bent denilen birinci bölüm ile bentlerin sonuna eklenen nakarat, bağlantı ya da kavuştak da denilen ikinci bölümlerdir. Ertaş, türkülerini yaratırken; şiirlerini başkaca yönlerden olduğu kadar vezin, duraklar, bağlantılar, nakaratlar, kavuştaklar vb. biçim özellikleri yönünden de bir bütün olarak ele alıp yapısal ve anlamsal bütünlüğe kavuşturur.
Neşet Ertaş’ın türkülerinde karşılaşılan bağlantılar birkaç çeşittir. Bunlardan en çok görüleni; 3 satırlık bentlerden sonra kullanılan 2 satırlık bağlantılardır. Ertaş’ın kimi zaman da 4 satırlık bentten sonra 1 ya da 2 satırlık bir bağlantı kullandığı görülür. Örneğin; Ah şu yalancı dünyada, gülem dedim gülemedim dizeleriyle başlayan türküsünde, her kıtadan sonra Dağlar sana kar mı yağdı? dizesinden oluşan (4+1) biçiminde tek satırlık bir bağlantı bulunmaktadır.
Ertaş türkülerinde görülen bir başka farklı kullanım da; Ey garip gönüllüm kara kaderlim dizeleriyle başlayan eserinde her 2 kıtadan sonra söylediği;
Ağlama anam, ağlama
Yüreğimi dağlama.
Ben de çektim felekten
Feleğe gönül bağlama.
Dertli anam, yandı sinam!
dizelerindeki gibi birbiriyle kafiyeli dört dizeye eklediği tek satırlık eklentiyle oluşan 5 satırlık bir bağlantıyı, eserinin her iki kıtasından sonra kullanmasıdır. Bu tip zengin kullanımlara onun eserlerinde sıkça rastlanılmaktadır. Neşet Ertaş’ın türkülerinde görülen benzer uygulamalardan biri de; Naz eyleme bana n’olur dizeleriyle başlayan türküsündeki bağlantı kullanımıdır. 4 tane dörtlükten oluşan bu eser de Ertaş, bunların tümünü okuduktan sonra ters bir sıralama ile 3., 2. ve 1. dörtlüklerin 4. Satırlarındaki, İzine kurban olduğum, yüzüne kurban olduğum ve gözüne kurban olduğum sözlerini ardı ardına yineleyerek özgün bir bağlantı anlayışı ortaya koymuştur.
Neşet Ertaş’ın türküleri; gerek vezin, gerek duraklar, gerek kafiye yapısı, gerekse bütün bu öğelerin iç içe kullanımında görülen çeşitlilik ve farklılıklar yönünden de yapısında çarpıcı özellikler barındırmaktadır. 11’li, 8’li, 7’li ve diğer yapıların tek başına kullanımı yanında, birbirleriyle yan yana getirilerek oluşturulmuş karma yapılar, bunlardaki durak anlayışları, benzer şekilde farklı kafiye kullanımlarının türkülere yansımaları ile oluşan özgün biçimler; Ertaş’ın anlatım zenginliğinin ve tadına doyulmaz sözel anlatımının gizli yapı taşlarıdır. Bu nedenle konunun bu kısmının ayrıntıları ile ortaya konulması önemlidir.
Neşet Ertaş’ın türkülerinin çoğunluğunu oluşturan 11’li koşmalar, kafiye düzenine göre çeşitli biçimlerde karşımıza çıkar. Bunların en görüleni; türkünün ilk dörtlüğünde birinci ile üçüncü, ikinci ile dördüncü dizelerinin kendi aralarında çapraz kafiyeli olduğu, daha sonraki dörtlüklerde bağımsız üç satır sonrası gelen dördüncü satırın birinci dörtlüğün dördüncü dizesi ile kafiyeli olduğu ve [abab - cccb - dddd] şeklinde simgeleştirilerek gösterilen kafiye düzenidir.
Ertaş’ın dağarcığının önemli bir kısmını kapsayan bu tip koşmalara; Bu ayrılık sana da mı kâr etti; Bin dokuz yüz otuz sekiz cihana; Kurusa fidanın güllerin solsa; Gönül dağı yağmur boran olunca; Gine telli durnam yârelenmişsin; Gel sevelim sevileni seveni; Derde düştüm dermanını aradım; Açma zülüflerin yellere karşı; Göç eyleyip her dağlarda yaylanmaz; Bir anadan dünyaya gelince; Küstürdüm gönülü güldüremedim; Gurbet elde yollarımız bağlandı; Bu dünyada muradına ermeyen; Gönül arz eyliyor dostu görmeyi vb. birçok eser örnek olarak verilebilir.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
