Eser Memişoğlu: “Yatırım alan girişim sayısı kadar, yatırımcıya hazır girişim sayısı da belirleyici oluyor”
Türkiye girişim ekosistemi 2024 ve 2025 verileriyle birlikte yeni bir ölçeğe geçmekte, yatırım kararlarında “hazırlık” kriteri daha görünür hale gelmektedir. İşlem sayısında artış sürerken, hacim tarafında büyük işlemler ve geç aşama dinamikleri dengeleri yeniden kurmaktadır. Global ölçekte yatırım tutarı dalgalanırken işlem adetleri daha sınırlı bir ritme oturmakta, bu da girişimlerde veriye dayalı büyüme disiplinini öne çıkarmaktadır. Avrupa’da fon toplama tarafı sıkılaşsa da yatırım iştahının bazı dikeylerde canlı kaldığı görülmektedir. Startup Doktoru’nun kurucusu Eser Memişoğlu, bu dönemi “strateji ve sistem” odaklı okumanın kritik olduğunu ifade etmektedir.
Invest in Türkiye’nin 2025 üçüncü çeyrek itibarıyla paylaştığı bilgilere göre, Türkiye startup ekosistemi 2021–2025 Q3 döneminde toplam 5,6 milyar dolar yatırım çekmektedir. Aynı çerçevede Türkiye, startup yatırımlarında Avrupa’da 12’nci ve MENA bölgesinde 3’üncü sırada listelenmektedir. 2024’te 136 yeni fonun 515 milyon dolar toplaması ve son beş yılda toplam fon büyüklüğünün 2,3 milyar dolara ulaşması, finansman altyapısının genişlediğini göstermektedir. Anlaşma adetlerinde AI, Biotech, HealthTech, SaaS ve Fintech gibi alanlar öne çıkarken, yatırım hacminde SaaS, AI, MarTech, Grocery Delivery ve Fintech gibi dikeyler dikkat çekmektedir. Bu tablo, büyüme hikâyesi kadar iş modelinin dayanıklılığı ve ölçeklenebilirliğinin de masanın merkezine geldiğini göstermektedir.
Bu görünüm, girişim tarafında “hazırlık seviyesi” tartışmasını güçlendirmekte ve yatırımcı – girişimci beklentilerini daha net biçimde ayrıştırmaktadır. Bu noktada Startup Doktoru kurucusu ve Ovesis CEO’su Eser Memişoğlu değerlendirmelerini şu çerçevede paylaşmaktadır: “Yatırım hacmindeki artış elbette önemli bir gösterge oluyor. Ancak yatırımcıya hazırlıksız girişimler, yatırım aldıktan sonra en pahalı hataları yapma riskini büyütüyor. Bugün kapanan girişimlerin önemli kısmı fikirden değil, strateji ve sistem eksikliğinden etkileniyor.”
“Seed yoğunluğu, disiplinli büyümeyi zorunlu kılıyor”
KPMG Türkiye’nin 2024 değerlendirmesine göre, Türkiye’de 2024’te 331 startup işlemi gerçekleşmekte ve toplam yatırım hacmi 2,6 milyar dolara ulaşmaktadır. Aynı raporda, işlem adetlerinin yaklaşık yüzde 85’inin seed aşamasında yoğunlaştığı ve 280 işlemin bu fazda gerçekleştiği aktarılmaktadır. Hacim tarafında ise satın almaların yüzde 58, late-stage yatırımların yüzde 29 pay alması, büyük ölçekli hareketlerin toplamı belirgin biçimde etkilediğini göstermektedir. KPMG’nin global özetinde 2024’te küresel yatırım hacmi 368,3 milyar dolar olurken işlem sayısının 35.685 seviyesinde kaldığı, hacim artarken işlem adetlerinin gerilediği not edilmektedir. Bu resim, yatırımcıların daha seçici davrandığı ve “çok işlem” yerine “sağlam işlem” yaklaşımının güçlendiği bir döneme işaret etmektedir.
Memişoğlu, seed aşamasının yüksek payının girişimler için doğru çerçeve kurulmadığında hızla maliyet üretebildiğini vurgulamaktadır. Memişoğlu, değerlendirmesini şu şekilde sürdürmektedir: “Seed aşamasında hız cazip görünür, ama sistem yoksa hız zarar yazdırır. Yatırımcıların baktığı metriklerle düşünmeyen girişim, iyi fikri bile ölçekleyemez. Startup Doktoru olarak amacımız, girişimciyi doğru stratejiye ve ölçülebilir modele oturtmak; yatırımcıyı da ölçeklenebilirliği zayıf işlerden uzak tutmaktır.” Bu yaklaşım, yatırımcı–girişimci eşleşmesinde güven unsurunu güçlendirmeyi ve kaynak verimliliğini artırmayı hedeflemektedir.
Yatırımın yönü değişirken “büyük sıçramalar” daha görünür hale geliyor
2025’in ikinci çeyreğine dair KPMG verileri, Türkiye’de tek çeyrekte 46 işlemle 857,9 milyon dolarlık hacim oluştuğunu göstermektedir. Aynı değerlendirme, 2025’in ilk çeyreğinde 70,2 milyon dolar seviyesinde görülen hacmin ikinci çeyrekte belirgin biçimde yükseldiğini ortaya koymaktadır. Global tarafta ise KPMG’ye göre risk sermayesi yatırım tutarı Q1 2025’te 126,3 milyar dolar iken Q2 2025’te 101,1 milyar dolara gerilemekte, işlem adedi de 7.551’den 7.356’ya inmektedir. Avrupa cephesinde Invest Europe’un öncü verileri, H1 2025’te fon toplamanın 54 milyar avroya indiğini ve VC fundraising’in 5 milyar avro seviyesinde gerçekleştiğini göstermekte, buna karşın VC yatırımlarının 10 milyar avro ile artış kaydettiğini işaret etmektedir. PitchBook’un 2024 Avrupa özetinde ise toplam VC hacmi 56,7 milyar avro ve işlem adedi 9.600 olarak konumlanmaktadır. Bu göstergeler, sermayenin tamamen çekilmediğini; daha seçici, daha temalı ve daha “kanıt arayan” bir yatırım ikliminin oluştuğunu anlatmaktadır.
“Türk girişimcileri global yatırımcılarla buluşturmayı hedefliyoruz”
Startup Doktoru, Türkiye’de girişim ekosisteminin büyüyen yatırım hacmine rağmen “doğru eşleşme” problemini çözmeye odaklanan bir yapı olarak konumlanmaktadır. Invest in Türkiye verileri, 2021–2025 Q3 döneminde Türkiye startup ekosisteminin 5,6 milyar dolar yatırım çektiğini ve ülkenin Avrupa’da 12’nci, MENA bölgesinde 3’üncü sırada listelendiğini göstermektedir. KPMG’nin Türkiye verileri ise yatırımın özellikle belirli dönemlerde büyük sıçramalar yapabildiğini, 2025’in ikinci çeyreğinde 46 işlemle 857,9 milyon dolara ulaşıldığını ortaya koymaktadır. Bu görünüm, yerel girişimlerin global sermayeye erişim iştahını artırırken, yatırımcı beklentilerini karşılayacak strateji ve sistem gereksinimini de daha görünür kılmaktadır.
Eser Memişoğlu, hedefin yalnızca daha fazla yatırım haberi üretmek değil, küresel yatırımcı standardında “yatırımcıya hazır” girişimler yetiştirmek olduğunu vurgulamaktadır: “Türk girişimcileri global yatırımcılarla buluşturmayı hedefliyoruz. Bunun için girişimlerin ölçülebilir sistemler kurması, finansal modelini netleştirmesi ve yatırımcı bakış açısıyla ölçeklenebilirliğini kanıtlaması gerekiyor. Startup Doktoru olarak biz, girişimci ile yatırımcı arasındaki ‘yatırım yapacak doğru startup yok’ ve ‘yatırımcı yok’ ikilemini, doğru teşhis ve doğru eşleşmeyle kırmayı amaçlıyoruz.” Memişoğlu, orta ve uzun vadede global ölçekte büyüyebilecek girişimlerin yabancı fonlarla temasını artıracak bir hazırlık standardı oluşturmaya odaklandıklarını da ifade etmektedir. Bu yaklaşım, Türkiye’den çıkan girişimlerin yalnızca yerelde fon bulmasına değil, uluslararası pazarda sürdürülebilir ölçek yaratmasına hizmet etmeyi hedeflemektedir.