SIRTINDA KÜFESİYLE GENÇLERE TAŞ ÇIKARTIYOR

 (İHA) - Memleketi Trabzon’dan 30 yıl önce İzmit ilçesine bağlı Akmeşe köyüne yerleşen 70 yaşındaki Halime Kozluca, 17 yıl önce eşini kaybetti. 17 yıldır köydeki evinde yalnız yaşayan Kozluca, günlerini hayvanlarıyla ilgilenerek, serada çalışarak geçiriyor. Kendisini hayvanlarına adayan, onlarla geçirdiği zamanlarda yalnızlığını unutan Kozluca, evlat gibi gördüğü ineği için elinden geleni yapıyor. İneğini asla yalnız bırakmayan, ürktüğü zamanlarda yanında uyuyan ve tüm bakımlarını yapan Kozluca, onun için sabahın erken saatlerinde yola koyuluyor. Çevrede bulduğu taze otları toplayıp, küfesine dolduran yaşlı kadın, sırtladığı sepetini ahıra getirip ineğini besliyor.

Mesai erken başlıyor
Gün içindeki çalışma mesaisinin, ilk önce evden başladığını anlatan Kozluca, "Buraya geldik, nereye gidersen yuva oradadır. Büyüklerimiz, 'Nerede ekmek yiyor, nerede su içiyorsan orası senin vatanındır’ derlerdi. Burası bizim vatanımız. Evdeki işlerimi yapıyorum, yemeğimi yapıyorum. Daha sonra sabah erken saatte ineğime ot almaya gidiyorum. Ot toplama işimi hallettikten sonra yeniden eve geliyorum, bulaşıklarımı yıkıyorum. Komşunun serası var ona yardıma gidiyorum. Biber, domates, salatalık ekiyoruz. Olanları toplayıp koliliyorum. Fındığım da var. Fındık zaten senede bir kere oluyor. Hayvanla, tavukla, civcivle vakit geçiriyoruz. Aynı zamanda komşuların fındık toplama işine de yardım ediyorum" dedi.

"Kendimi onlara adadım"
Hastalanmasının ardından kesilen bir ineğini çok özlediğini belirten Kozluca, gözyaşlarına hakim olamadı. Kozluca, "Bir tanesi öldü, çok üzülüyorum, içim yanıyor. Ölen ineğim çok akıllıydı, şuan ki beslediğim henüz cahil. Kesilen ineğim menisküs hastalığına yakalandı. Aynı insan gibi. Bu yüzden kesilmek zorunda kaldı. 2 aydan bu yana yediği yem yaramıyordu, zayıflamıştı. Şu an beslediğim ineğim de çok üzülüyor. Onlar benim çocuklarım, evlatlarım. Ben gurbetteyim o yüzden kendimi onlara adadım. Onlarla haşır neşir oluyorum. Kış olsun, sel olsun koşarım onlara giderim. Kar yağar, her yer kar dolar. Çizmeleri giyerim, küreği elime alırım yolu açar, onların yanına giderim. Azıcık geç kalsam bağırırlar. ‘Geliyorum yavrum, yolu açıyorum’ derim bende. Hele kış aylarında onların yanında sabah ezanından önce giderim. Onlar da can, yemek istiyorlar. Biz onlardan nasıl süt bekliyorsak onlarda bizde yemek bekliyor" diye konuştu.

"Bazen ineğimin yanında uyurum"
Ahırda beslediği ineğini, ’Fadime’ ismiyle sevdiğini vurgulayan Halime Kozluca, "İneğimin esas ismi Yıldız. Ama ben ona Fadime diyorum. Fadime çok korkuyor. Geceleri yanına giderim, hatta bazen yanında uyurum. Onlarla geçiyor günlerim. 17 yıldır yalnız yaşıyorum. Kaderde yazılmış, hepimizin başına tek yaşamak gelebilir. Veren de Allah, alanda Allah. Yalnızlık zor olsa da alışıyorsunuz, ben alıştım yalnızlığa" şeklinde konuştu.

"Ruh çıkar, sepet sırttan düşer"
Topladığı malzemeleri küfeye koyarak, sırtında taşıyan Kozluca, "Tarlada ne bulursam küfeye koyup, sonra yola koyuluyorum. İnsanlar bana, ’nereye gidiyorsun?’ diye sorar. Bende, ’Boşnak katırı gidiyor, kaçın’ diyerek cevap veririm. Ama benim memleketimde o meşhur. Alışmışız, ne yapayım? Bir de ben ineğimi asla aç koyamam. Yeşil ot istiyor ama götüremiyorum. Götürsem beni sürükleyebilir, onu takip edemem. İneğimi otlatamadığım için küfeye ot koyarak, kendim götürüyorum. Mesela ben fındığı da topluyorum. Çuvala dolduruyorum, ağzını sıkıca bağlayıp sırtıma alıyorum. İnsanlar, ‘nasıl getiriyorsun onu?’ diyorlar. Neden? Ekmek yiyorsak, bu işi yapacağız. Çalışmayana ekmek yok, çalışırsak ekmek var. Son nefesimize kadar çalışmamız lazım. Ruh çıkar, sepet sırttan düşer" ifadelerini kullandı.