MUTFAKTA YANGIN BÜYÜYOR

 Gerçek olan ise ocakta pişen yemeğin geçen sene ile bu sene arasında halkımızın cebine ne kadar yansıdığıdır. Enflasyon seviyesi tek başına ciddi bir mesele gözükmüyor olsa da resmi veriler ve hissedilen enflasyonun birbirini tutmasını halkın alım gücünün günden güne erimesinden anlıyoruz. Verilerin halkın hisleriyle buluşmadığı noktada fakirleştiğimizin hepimiz farkındayız, hissedilen enflasyon yüzde elli den yüksek iken veriler yüzde on dört olarak lanse ediliyorsa çalışanın maaşından arada ki fark erime, diğer anlamıyla fakirleşme olacaktır. Lütfen sizler söyleyin geçen seneler de marketlere, pazara girdiğiniz de iki yüz liraya doldurduğunuz poşetlerinizi bugün kaç liraya doldurabiliyoruz? Yada dolduramıyor muyuz? Zaten faiz oranlarından ve benzeri durumlardan belini doğrultamayan halkımız temel gıdalarına da ulaşamayacak duruma gelmiştir. Kimse suçlu aramıyor ancak çekilen bu zorlukların ve sıkıntıların sebebi halkımız değil yönetimin başındakilerdir.

RÜYA ALEMİNDE YAŞIYORUZ

Sanayi ile inşaat sektörü arasında ki dengenin bozulması ekonomimizi darmadağın etti. Fakat biz hala bunun dış güçlerin oyunları diye nitelendirerek bu zamanlarda anlatılan her şeye inanmayı tercih edip gözlerimizi olaylara karşı yumuyoruz. TÜİK’ in açıkladığı veriler bize makyajlı bir şekilde ulaşıyor ve buna rağmen bile enflasyonu gizleyemiyorlar. Her sektörde maliyetler inanılmaz arttı. Dolayısıyla tek çözüm yolumuz olan ekonominin özü olan hukuk ve adalet olmadıkça, girişimcilerimizin ve yatırımcılarımızın dengesiz piyasa ve benzeri durumlar yüzünden gözünün korkuttuğu için üretim seviyemiz gün geçtikçe kötüleşmeye devam etmektedir. Genel Başkanımız Ali Babacan’ ın bakanlığı döneminde defalarca kaynakların adil kullanılması konusunda ki uyarılarının hepsi basın arşivinde de kayıtlıdır. Sanayiye, üretime daha fazla kaynak ayrılmasını söylemiştir ki kendisi kolay rant oluşumunu, kontrolsüz harcamaları engellemeye çalıştıkça eleştirilmiştir. Ama görüyoruz ki bun günlere gelmemizin en büyük sebepleri bunlardır. Ve daha sonrasında yapılan 11. Kalkınma Planı içeriğinde açık açık üretime yeterince yatırım yapılmadığı dile getirilmiştir. Çünkü gayrimenkul de oluşan o hızlı ve büyük rant herkesin başını döndürmüş ve görmemiz gereken orta direk tuzağını engellemiştir. Artık bu rüya aleminden uyanıp, gerçek verilerin halkımıza ulaştığı, işsizliğin gerçekten konuşulduğu, kaliteli tarım politikalarının uygulandığı ve denetlendiği, sanayinin geliştiği ve dolayısıyla üretimin arttığı, istihdam seviyemizin olması gerektiği yerde olduğu yani ekonomiye siyasetin karışmadığı adil bir Türkiye konuşmak istiyoruz.