AGD’den SURİYELİ MÜLTECİLERE YARDIM

Agd Gölcük başkan vekili Ferhat BOZKURT;”Güney komşumuz Suriye’de Arap Baharı denilen süreçte Mart 2011’de başlayan gösteriler yerini bitmek bilmeyen bir kaos ve çatışma ortamına bırakmıştır.


Dördüncü yılını doldurmak üzere olan çatışmalarda Mart 2011 itibariyle 22 milyon nüfusu olan Suriyelilerin yarısı zorunlu göçe maruz kalmıştır.


Evini, yerini, yaşadığı şehri terk etme zorunda kalan Suriyelilerin yüzde 75’i kadın ve çocuklardan oluşuyor.


Suriyelilerin büyük çoğunluğu yine Suriye içerisinde yer değiştirirken yaklaşık 3 milyon Suriyeli komşu ülkelere sığındı.


Yaşanan çatışmalar nedeni ile zorunlu olarak ülkemize sığınan yaklaşık 2 milyon Suriyeli bulunmaktadır.


Resmi açıklamalara göre 10 ilimizde yer alan 23 kampta 6 Ocak 2015 itibariyle 228 bin 433 Suriyeli bulunuyor.


Yine resmi açıklamalara göre Kobani’den ya da diğer adıyla Ayn el Arab’dan gelen 194 bin 290 mülteci bulunuyor.


Her hangi bir kampta yer almayan yaklaşık 1 buçuk milyon mülteci kendi başlarının çaresine bakmak durumunda.


Çatışma ortamından kaçan Suriyeli mülteciler, biran evvel ülkelerinde barışın tesis edilmesini ve geri dönmeyi beklerken dördüncü yılı dolmak üzere olan çatışmalar bitmek bilmiyor. Bu durum Suriyeli mültecilerin içinde bulundukları şartları giderek zorlaştırıyor. Suriyeli mültecilerin ekonomik, sosyolojik ve psikolojik sorunları her geçen gün daha da artıyor. Özellikle çocukların yaşadığı travmalar kaygı verici boyutlardadır.


Yapılan tüm yardımlara rağmen kış mevsiminin henüz bitmediği bu günlerde Suriyeli mültecilerin, özellikle çocukların ve kadınların durumu endişe vericidir. Suriyeli mültecilerin kış koşullarında en azından hayatta kalmalarını kolaylaştıracak acil yardımlara ihtiyacı vardır.


Bizler Anadolu Gençlik Derneği mensupları olarak şubelerimiz ve temsilciliklerimiz vasıtasıyla Cansuyu Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin 31 Ocak 2015- 28 Şubat 2015 tarihleri arasında düzenleyeceği yardım kampanyasının yaygın ve etkili bir çalışma olması için seferber olacağız.”dedi.


Açıklamalarına devam eden Bozkurt ;

“Suriyeli mültecilerin ihtiyaç duydukları yardım malzemeleri şunlardır:


Battaniye, giyecek, özellikle çocuklar için kışlık giyecekler, gıda, küçük çocuklar için biberon ve mama, çocuk bezi, ilaç, diş macunundan el sabununa kadar temizlik malzemesi, elektrikli ısıtıcı, soba, kömür, özellikle kamp dışında yaşayan Suriyeliler için halı ve mutfak malzemeleri, ev eşyaları ve kira yardımı, çocuklar için oyuncak ve kırtasiye malzemesi.


Duyarlılık sahibi herkesi Şubat ayı boyunca sürdürülecek olan bu kampanyaya destek vermeye davet ediyoruz.


Yardımlar renk, dil, ırk ve inanç ayırt etmeksizin ihtiyaç sahibi olan her Suriyeliye en güzel şekilde ulaştırılacaktır.

Öte yandan Suriye’de yaşanan süreci iyi analiz etmek gerekiyor. Çünkü Suriye bugün İsrail açısından tehlike arz etmeyecek parçalara bölünme yolunda ilerliyor.


Suriye’deki çatışma ortamı küresel aktörlerce kurgulanmıştır. Bu ırkçı emperyalizmin bölgeyi yeniden dizayn etme operasyonunun bir parçasıdır. Bu operasyonda da klasik ayrıştırma, çatıştırma ve bölme politikası izlenmiştir.


Yüzlerce yıldır farklı inançlara ve etnik yapılara rağmen barış içerisinde yaşanılan bir coğrafya ırkçı emperyalizmin müdahaleleriyle kan gölüne çevrilmiştir.


Suriye’de de Irak’ta ve Afganistan’da olduğu gibi gerektiğinde mezhep farklılıkları, gerektiğinde etnik farklılıklar kullanılarak, önce bir ayrıştırma ardından da bir çatışma süreci başlatılmıştır.


Irkçı emperyalizm, Suriye halkını sevdiği, onların geleceğini düşündüğü ya da Beşar Esad’dan nefret ettiği için değil, kendi çıkarları için Suriye’deki çatışma ortamının oluşmasına zemin hazırlamıştır.  Yaşanılan çatışma ortamının en önemli iki gerekçesi vardır: Birincisi bu çatışmalar İsrail’in bölgedeki güvenliğini teminat altına almaya yöneliktir. İkincisi ise bölgede nüfuzu olan İran ile hesaplaşmaktır.


11 Eylül 2001 sonrasında ABD’nin izlediği “ya bizimlesiniz ya da karşımızdasınız” mantığı maalesef Suriye’de de işletilmiş, Suriye’de yaşanan süreci eleştiren her kişi ya da kurum Esadcılık ya da Baasçılık ile suçlanmıştır.


Sürecin nasıl işlediği artık bellidir. Yaklaşık 300 bin kişi yaşamını yitirmiş,  yüz binlerce Suriyeli yaralanmış ve engelli duruma düşmüş, şehirler harabeye dönmüş, tarihi ve kültürel miras yok edilmiş, nüfusun yarısı zorunlu göçe maruz kalmış, 3 milyon kadar da Suriyeli ülke dışına çıkmıştır. Geride yetim ve dullardan oluşan devasa bir topluluk, milyonlarca travma, acı ve nefret kalmıştır.


Şimdi Suriye’de yaşanan bu sürecin ırkçı emperyalizm eli ile düzeltilmesi mümkün değildir. Irkçı emperyalizmin işgallerde gerekçe olarak kullandığı demokrasi, özgürlük ve insan hakları gibi kavramların bir aldatmaca olduğu ortadadır. Özgürleştirme adı altında Suriye parçalanmaktadır.


Suriyeli mülteciler için yapılacak en önemli yardım, Suriye’de barış ve huzurun yeniden sağlanmasıdır. Bunun küresel bir müdahale ile olması mümkün değildir. Başta Türkiye ve İran olmak üzere tüm yerel ve bölgesel unsurlar bir araya gelmelidir. Etnik ve mezhepsel ayrıma dayalı bir bölünmenin gerçekleşmemesi için Suriye’deki süreç Şam merkezli olarak sürdürülmelidir.


Bölgenin huzur ve barışa kavuşması başta Türkiye, Mısır ve İran olmak üzere bölge ülkelerinin ırkçı emperyalizmin tasallutundan uzak bir şekilde siyaset izlemeleriyle mümkündür.


Bugünden itibaren ivedi bir biçimde, bir taraftan siyasi çözüm arayışları sürdürülmeli, diğer taraftan ülkemizdeki Suriyeli mültecilerin durumları iyileştirilmelidir.


Bizler Anadolu Gençlik Derneği mensupları olarak Cansuyu Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği ile birlikte ülkemizde yaşayan Suriyeli mültecilerin durumlarının iyileştirilmesinde en güzel gayreti göstereceğiz.


Başta basınımızın güzide mensupları olarak sizlerin ve duyarlılık sahibi tüm insanların da bu çabamıza katkıda bulunacağını düşünüyoruz.”dedi.