İSMET ÇİĞİT'DEN COK SERT CEVAP ! 'ALIN EMRI ATIN BENİ'

İsmet Çiğit'in yazisı şöyle ; Kocaeli sosyal medyasına bir kez daha manşet olmuşum: ”Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti, beni önce kınamış, sonra disiplin kuruluna sevk etmiş”.. Çok korktum, çok üzüldüm, kahroldum.. Eyvah, o anlı şanlı muhteşem cemiyet ya beni ihraç ederse ne yaparım?.. Ne yer, ne içer, kimin yüzüne nasıl bakarım. Aslında, bana tebliğ edilmeyen ama benim kurup kovulduğum gazetenin internet sitesinde bile manşet olan “İsmet Çiğit disipline sevk edildi” haberini okuyunca, Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti adına sevindim. Bir dönem başkanlığını da yaptığım KOGACE’nin bugünkü yönetiminin seçilmesi için oy veren üyelerden biriyim. Demek ki, bizim cemiyetin bir disiplin kurulu varmış… O halde bugüne kadar o cemiyetin çatısı altında yapılan rezillikleri, o cemiyetin adı kullanılarak alınan avantaları neden görmezlikten geldiler. Kendilerinden önceki yönetim hakkında söylemediklerini bırakmayanlar, iş başına gelince neden bunların hesabını soramadılar. Önce beni atsınlar.. Disiplin kurulunun işlediğini göstersinler.. Belki sonra geçmişe dönüp, yapılanların hesabını sorarlar. Yoksa acaba bugünküler de kendilerinden öncekiler gibi mi oldular?... ……………………….. Şu gerçeği herkesin bilmesini istiyorum: Ben gazeteci falan değilim. Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti veya bir başka basın kuruluşu da hiç umurumda değil. Hemen, derhal, hiç üzerinde tartışma yapılmadan, oy birliği ile ihraç edilmemi talep ediyorum. Ben, devletin bana verdiği, annemin sütü kadar bana helal olan Sürekli Basın Kartını da red ediyorum. Bugün Türkiye’de, bu kentte gazetecilik varsa, gazeteci geçinen varsa, ben onlardan değilim. Artık yeniden özgürüm. Elimden tutan bir siyasetçi veya, beni besleyen, bana maaşımı veren bir işadamı, bir müteahhit falan bulunmuyor. Güngör Arslan’la omuz omuza verdim. Bu kentte yeniden gazeteciliği var etmek için çok zor, çok meşakkatli bir mücadelenin içine girdik. Bundan böyle pilavdan dönenin kaşığı kılırsın. Neymiş efendim, ben gazetecilere kaltak demişim… Herkes, her yazdığım yazıda satır aralarında bir şeyler arıyor. Haşa, ben bu kentteki pek çok gazetecinin ağabeyiyim. Onlar da benim kardeşim. Şimdi, bir zamanlar hakkında en çok kötü söz yazdığım adamla birlikteyim. Her gün, Büyükşehir Belediyesi koridorlarında, siyasi kulislerde, sözde medya kurumlarında ve sözde medya mensupları ile siyasiler arasında benim dedikodularım yapılıyor. Her gün sağda solda bir yerlerde benim hakkımda yalan yanlış yorumlar yapılıyor. Aileme, çocuklarıma dil uzatılıyor. Onlar beni yıldırmak, kavganın dışına atıp, Güngör’den ayırmak istedikçe, aslında ben daha çok bileniyor, daha çok hırslanıyorum. Kime “Kaltak” dediğimi, neden dediğimi de çok iyi biliyorum. Hayattan beklentim yok. Hayattan korkum da yok. Ömrümün son baharında; gözüm açık gitmesin de bu kentte yeniden güçlü, bağımsız bir yerel basın olsun diye kavga etmeye hazırım. Bütün kent üstüme gelse, bütün yerel medya beni yerden yere vurup, Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti denilen ucube kurum(bakın bu nedenle de beni atabilirsiniz) beni ihraç edip, yerin dibine de soksa, yolumdan dönmeyeceğim. Nedir en fazlası, Kandıra-F tipinde, tek kişilik bir hücreye atarsınız. Emin olun, buna da varım… Emir geldi, beni ÖZGÜR KOCAELİ’ den attılar… Şimdi bir emir daha gelir, beni Kocaeli Gazeteciler Cemiyetinden de atarlar. Eğer hukuken bir geçerliliği varsa, ben bu yazı ile birlikte zaten cemiyet üyeliğinden falan da istifa ediyorum. Elinizden geleni, ardınıza koymayın. Ama unutmayın.. Bir gün bu devran dönecek. Bu ülke, bu kent değişecek.. Siz o zaman görürsünüz bütün Kaltak’ları, orası burası oynayan bütün “Yavşak”ları nasıl ismen afişe ediyorum…